Discipline: Festival
2026 Yaz Festivali
Performanslar, yerleştirmeler, atölyeler, sanat yürüyüşleri, okumalar, konserler, film gösterimleri, paneller, konuşmalar ve DJ setler: Tarabya Kültür Akademisi’nin bu yılki Yaz Festivali, yaklaşık sekiz yüz konuğa zengin ve çok yönlü bir sanatsal program sunmakla beraber kültürlerarası, disiplinlerarası ve uluslararası etkileşim ile diyalog için de bir buluşma alanı oluşturdu.
Tarabya Kültür Akademisi, 13 Haziran 2026 tarihinde yedinci kez düzenlediği Yaz Festivali ile kapılarını ziyaretçilerine açtı. Gün boyu Akademi’nin 16 geçmiş dönem sanatçısı, Almanya ve Türkiye’den 14 sanatçıyla birlikte Almanya Büyükelçiliği’nin Boğaz kıyısındaki tarihi yazlık rezidansını yaratıcı üretimin zeminine dönüştürdü. Bu yıl festivale Annika Kahrs, Cem Kaya, Fulya Uçanok & Ulrike Ruf, Kameron Locke, Nalan Karacagil, Onur Gökmen, Petra Nachtmanova ve Rebekka Endler’in de aralarında bulunduğu birçok sanatçı katıldı.
Festival programı; performans, yerleştirme ve müzikten katılımcı formatlara uzanan disiplinlerarası bir yelpaze sundu. Annika Kahrs, Hezarfen Ensemble ile sergilediği Strings adlı performansında çalgıları ve sahnedeki konumları değiştirerek yaylı dörtlü geleneğinin yerleşik yapısını sorguladı ve dinleyicilere yeni işitsel deneyimler yaşattı. Ortak üretim programı kapsamında Tarabya’da birlikte çalışan Fulya Uçanok ve Ulrike Ruf ise performatif atölyeleri Picnic Dialogs ile dinleme eylemini, feminist ve sosyo-akustik bir pratiğe dönüştürdü. Kameron Locke’un Welcome başlıklı yerleştirme-performansı aidiyet ve toplumsal mekânlar üzerine düşünmeye alan açarken, Petra Nachtmanova ise Cem Mazlum, Ömer F. Karakoç ve Ruşen Can Acet ile birlikte izleyicileri Anadolu’nun ses coğrafyasında müzikal bir yolculuğa çıkardı. Festivalde sunulan çalışmaların önemli bir bölümü Tarabya Kültür Akademisi’ndeki sanatçı programı sırasında üretildi ya da Tarabya’da geçirilen sürenin etkisiyle geliştirilerek bugünkü hâline ulaştı.
Her yıl düzenlenen Yaz Festivali, Tarabya Kültür Akademisi’nin en kapsamlı kamusal etkinliğidir. Festival, geniş bir izleyici kitlesine Akademi sanatçılarının çalışmalarını yakından tanıma fırsatı sunarken, Türkiye ile Almanya arasındaki sanatsal diyaloğu doğrudan deneyimlenebilir kılmaktadır. Bu yılki festival, Almanya Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Serap Güler’in himayesinde gerçekleştirildi. Ev sahibi Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg, Goethe-Institut Başkanı Gesche Joost, Goethe-Institut Genel Sekreteri Johannes Ebert, Akademi Danışma Kurulu üyeleri ile kültür, siyaset ve sivil toplum alanlarından çok sayıda konuğun katılımıyla Tarabya Kültür Akademisi, geçmiş yıllardaki çalışmaların etkilerini değerlendirdi.
Yaz Festivali 2026 aynı zamanda Tarabya Kültür Akademisi’nin bu sonbaharda başlayacak 15. yıldönümü kutlamalarının da başlangıcını oluşturdu. Alman Federal Meclisi’nin girişimiyle 2011 yılında kurulan saygın misafir sanatçı programı, ilk sanatçılarını 2012 yılında ağırlamıştı. Kutlama programına ilişkin ayrıntılar çok yakında Tarabya Kültür Akademisi’nin iletişim kanallarında paylaşılacak.
Tarabya Kültür Akademisi, bu yılki festivali mümkün kılan tüm sanatçılara, sponsorlara ve işbirliği partnerlerine, Produced by Ada ekibine, festival ekibine ve emeği geçen herkese içten teşekkürlerini sunar. Ayrıca festivale katılan tüm konuklara ve özellikle Akademi Danışma Kurulu üyelerine gönülden teşekkür eder.
Yaz Festivali 2025
Tarabya Kültür Akademisi, 14 Haziran 2025 tarihinde altıncı kez yıllık Yaz Festivali’ni kutladı. Kültür Akademisi geçmiş dönem sanatçıları ve yerel sanatçılar, Almanya Büyükelçisinin yazlık rezidansını performanslarla, müzikle ve görsel çalışmalarla yaratıcı bir üretim alanına dönüştürdüler.
Bu yılki Yaz Festivali, Patrizia Bach, Kaan Bıyıkoğlu, Itamar Gov, Matthias Göritz, Natalie Greffel, Jasmin İhraç, Nalan Karacagil, Elif Sözer & Zeynep Özden ve caner teker’in eser ve çalışmalarıyla zenginleşti.
Çeşitli sanatsal program kapsamında Patrizia Bach’ın Her Anıyla Alıntılanan Geçmiş – örnek olarak İstanbul (2015’ten günümüze) başlıklı sergisi, Elif Sözer ve Zeynep Özden’in performatif okuması IVI BURADAYDI, Jasmin İhraç’ın VAHA HUBs iş birliğinde gerçekleştirdiği performatif işitsel turu Treesounds ve bunun yanı sıra konserler, okumalar, performanslar ve turlar yer aldı.
Festival, yerel camiasından sanatçılar ve kültür profesyonellerini Almanya’dan gelen temsilcilerle bir araya getirdi ve kültürel alışveriş için alanlar yarattı.
Studio Bosporus
Studio Bosporus festival ile, Tarabya Kültür Akademisi 3 Eylül-31 Ekim 2025 tarihleri arasında 10. yaş gününü 22 farklı etkinlik mekanında kutlamıştır. Festival merkezini Kunstraum Kreuzberg/Bethanien oluşturmuştur. Tarihine de baktığımızda, daha uygun bir etkinlik mekanı pek de bulunamazdı sanki. Çünkü Almanya ile Türkiye arasındaki İşgücü Alımı Anlaşması’nın 60 yıllık tarihini Berlin’in Kreuzberg semtinden daha güzel yansıtan bir yer yoktur herhalde. İki ülke arasındaki bağlantı hatlarının Almanya ile Türkiye’nin “misafir işçi tarihinden” çok daha eski olduğu gerçeğinin vurgulanmasına genel kabulde pek sık rastlamıyoruz.
Festival katılımcılarının sanatsal ve söylemsel katkıları sayesinde yerel bağlamlar, küresel meseleler ve güncel kentsel eğilimler farklı bakış açılarından ele alınmıştır. Bu kapsamda, Almanya ile Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı esnasındaki ilişkileri önemli bir yer tuttuğu gibi, Almanya ile Türkiye arasında imzalanan İşgücü Alımı Anlaşması’nın 60. yıl dönümü de bir diğer dayanak noktasını oluşturmuştur. Anlaşmanın beraberinde getirdiği göç süreci, iki ülkeyi de belirgin şekilde etkiledi ve değiştirmiştir.
Öte yandan, iklim krizi ve kentsel dönüşüm süreçleri gibi aciliyeti olan konuları ele alan çalışmalar, küresel sorunların iki ülkedeki etkilerini gözler önüne serimiştir. Türkiye, özellikle de ülke ekonomisinin kalbi olan İstanbul, son 20 yılda neoliberal şehir planlaması projeleri tarafından şekillendiriliyor: Yapımı aşamasında yüz binlerce ağacın ve çok sayıda köyün yok olduğu, büyük tartışmalara yol açan yeni havalimanı, artan bir toplumsal ayrımı beraberinde getiren gökdelenler ve güvenlikli siteler.
Kadın hakları, LGBTQ ve beden siyaseti gibi meseleleri irdeleyen çalışmalarda toplumsal noksanlıklar mercek altına alınmıştır.
Yalnızca 2020 yılında Türkiye’de 404 kadın cinayetlere kurban gitmiştir. Kuir bireylere kamusal alanda uygulanan şiddet artmakta, Onur Yürüyüşleri yıllardır yasaklanıyor. Türkiye 2021 yılında, Avrupa genelinde kadınlara karşı şiddeti engellemeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiştir.
Buna ek olarak, rezidans programlarının konumlarını ve maksatlarını irdeleyen, bulunduğu çevre ve kentten duvarlarla
ayrılmış olan bir rezidansta kentin sanat ortamı ve sanatçılarıyla ne şekilde ilişkiler kurulup geliştirilebileceği sorularına cevap arayan sanatsal çalışmalar gösterilmiştir.
Edebiyat ve söyleşiler programı ise ağırlıklı olarak Almanya toplumunun bugününü masaya yatırmıştır. Bu toplum 2021 yılında, hem Yahudi hem göçmenlik sonrası hem kuir hem siyah hem de çok daha fazlasıydı. Bunun böyle olabilmesinde, kültürü ve sivil toplumu belirgin ölçüde değiştirmiş olan onlarca yıllık göç tarihinin de etkisi büyük elbette. Bu yeni gerçeklik, Almanya toplumunun dününe ve bugününe yaklaşırken yeni bakış açıları ihtiyacını da doğuruyor. Edebiyat ve
denemecilik alanları, burada yaşayan tüm insanların tarihinin ve öykülerinin çetrefilliğini betimleyebilen değerli bir pratik oluşturuyor.
Bağlantı ağları, aidiyetler, küresel meseleler, tarih ve hikâyeler; tüm bunların arayışı gelecekte de Almanya’dan ve Türkiye’den sanatçıların odağında olacak. Tarabya Kültür Akademisi ise bu arayışa katkı sağlamayı sürdürecektir.