Sven Johne

Yıl 2026
Kategori Güzel Sanatlar

Öncelikli olarak fotoğraf, film, metin ve sanatsal araştırma alanlarında çalışan Sven Johne, 1976 yılında Doğu Almanya’nın Bergen auf Rügen kentinde dünyaya geldi, halihazırda Berlin’de yaşıyor. Çalışmaları sıklıkla iki Almanya’nın birleşmesinin toplumsal sonuçları ve Batı dünyasında yaşanan sosyal kırılma anlarıyla ilgileniyor. Johne bu çalışmalarında sık sık belgesel ve biyografik araştırmaları, kurmaca ya da edebi unsurlarla birleştiriyor. Bu sayede işleri gerçeklik, hafıza ve anlatı arasında salınıyor. Johne genellikle bireysel trajedilerle ve tali olaylarla, yani “dünya tarihinin dipnotları”yla ilgileniyor. Çalışmaları Berlin Bienali (2022), Karaçi Bienali (2019), Riga Bienali (2018), OFF-Biennale Budapest (2017), Selanik Bienali (2015) başta olmak üzere çok sayıda kişisel ve karma sergide yer aldı. Johne’un külliyatı, Akademie der Künste Berlin’in 2016 sanat ödülü (güzel sanatlar alanında), Deutsche Akademie Villa Massimo’nun Casa Baldi Bursu (2013), Karl-Schmidt-Rottluff Bursu (2010), Marion-Ermer Ödülü (2005), Alfried-Krupp von Bohlen und Halbach Vakfı’nın çağdaş Alman fotoğrafı bursu (2004) dahil pek çok ödül ve bursa layık görüldü. Son olarak, kapsamlı projeleriyle E.ON Vakfı’nın Visit Bursu (2022) ve DZ Bank Kunststiftung Bursu (2025) kendisine verildi. Eserleri, Essen’deki Museum Folkwang, Lüksemburg’daki MUDAM, Münih’teki Pinakothek der Moderne ve İtalya’nın Bologna kentindeki Fondazione Mast gibi pek çok Alman ve uluslararası koleksiyonda yer almaktadır.

Sven Johne, Haziran ile Eylül 2026 tarihleri arasında Tarabya Kültür Akademisi’nde bulunmuştur.

Yıl 2026
Kategori Güzel Sanatlar
© KLEMM'S

Öncelikli olarak fotoğraf, film, metin ve sanatsal araştırma alanlarında çalışan Sven Johne, 1976 yılında Doğu Almanya’nın Bergen auf Rügen kentinde dünyaya geldi, halihazırda Berlin’de yaşıyor. Çalışmaları sıklıkla iki Almanya’nın birleşmesinin toplumsal sonuçları ve Batı dünyasında yaşanan sosyal kırılma anlarıyla ilgileniyor. Johne bu çalışmalarında sık sık belgesel ve biyografik araştırmaları, kurmaca ya da edebi unsurlarla birleştiriyor. Bu sayede işleri gerçeklik, hafıza ve anlatı arasında salınıyor. Johne genellikle bireysel trajedilerle ve tali olaylarla, yani “dünya tarihinin dipnotları”yla ilgileniyor. Çalışmaları Berlin Bienali (2022), Karaçi Bienali (2019), Riga Bienali (2018), OFF-Biennale Budapest (2017), Selanik Bienali (2015) başta olmak üzere çok sayıda kişisel ve karma sergide yer aldı. Johne’un külliyatı, Akademie der Künste Berlin’in 2016 sanat ödülü (güzel sanatlar alanında), Deutsche Akademie Villa Massimo’nun Casa Baldi Bursu (2013), Karl-Schmidt-Rottluff Bursu (2010), Marion-Ermer Ödülü (2005), Alfried-Krupp von Bohlen und Halbach Vakfı’nın çağdaş Alman fotoğrafı bursu (2004) dahil pek çok ödül ve bursa layık görüldü. Son olarak, kapsamlı projeleriyle E.ON Vakfı’nın Visit Bursu (2022) ve DZ Bank Kunststiftung Bursu (2025) kendisine verildi. Eserleri, Essen’deki Museum Folkwang, Lüksemburg’daki MUDAM, Münih’teki Pinakothek der Moderne ve İtalya’nın Bologna kentindeki Fondazione Mast gibi pek çok Alman ve uluslararası koleksiyonda yer almaktadır.

Sven Johne, Haziran ile Eylül 2026 tarihleri arasında Tarabya Kültür Akademisi’nde bulunmuştur.

Açık Stüdyo

Tarih 19 Eylül 2026
Kategori Open Studio
© Mete Kaan Özdilek

Tarabya Kültür Akademisi, 19 Eylül tarihinde Açık Stüdyo etkinliği kapsamında kapılarını ikinci kez ziyaretçilere açtı. Akademi’nin güncel konuk sanatçıları, sanatsal çalışmalarından ve Tarabya’da konaklamaları sırasında geliştirdikleri projelerden örnekler sundu. Performanslar ve katılımcı formatlardan video çalışmalarına, ses ve arşiv projelerine uzanan etkinlik programı, konuk sanatçıların farklı çalışma biçimlerine ve araştırma süreçlerine dair kapsamlı bir bakış sundu.

Achim Lengerer, gazeteci Serkan Seymen ile birlikte, Köln’de 1973 yılında gerçekleşen Ford grevine ilişkin yürüttüğü akustik araştırma kapsamında gerçekleştirdiği röportajları ve ses kayıtlarını bir araya getiren katılımcı bir dinleme oturumuna davet etti. Oturumun odağında, Batı Almanya’daki göçmen ve göçmen olmayan işçiler arasındaki dayanışma ve dışlanma biçimleri ile bu olayların sonraki kuşaklar üzerindeki etkileri yer aldı.

Ortak üretim programın konuk sanatçıları Gözde Gazioğlu ve Füsun Türetken, A House in Kalamış adlı çalışmalarıyla İstanbul’un Kalamış semtindeki üç katlı bir villanın hikâyesini ele aldı. Villa, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan çok katmanlı bir kent tarihinin izlerini taşıyor. İsimler, fotoğraflar, belgeler ve anılar aracılığıyla kişisel ve kolektif tarih birbirine bağlanıyor.

Nele Stuhler, çay evinde gerçekleştirdiği sunumda, dil, oturmak ve farklı şekillerde bir yere yerleşme ve kendine yer bulma hâlleri üzerine oyunlu bir yaklaşımla yürüttüğü çalışmasını ve araştırmasını paylaştı. Performans niteliğindeki sunumuna Atelier-Galata sanatçısı Ruth Kemna müziğiyle eşlik etti.

Ozan Zakariya Keskinkılıç, İstanbul’daki yılanlar ve bunlara ilişkin mitolojik anlatılar üzerine yürüttüğü şiirsel araştırmasından kesitler sundu. Sultanahmet Meydanı’ndaki Yılanlı Sütun’dan Medusa tasvirlerine ve Şahmaran figürüne uzanan araştırması, kentin farklı mekânlarını ve hikâyelerini birbirine bağlıyor. Gökçe Uygun’un müzikal eşliğiyle, ekim ayında yayımlanacak şiir kitabı binde mich odysseus gleich an die ubahnstange’den şiirler okudu.

Pelin Tan ve Özge Çelikaslan, Video Topographies: Archiving Ecological and Spatial Injustices başlıklı araştırma projelerinden bir seçki sundu. Rezidansları sırasında gerçekleştirdikleri video çekimleri, Dicle Nehri boyunca ekolojik tahribatı, mekânsal dönüşümü, yerinden edilmeyi ve gündelik yaşamı belgelemektedir. Sunum, Sema Aslan ve Servet Kaplan’ın katılımıyla gerçekleşen; felaket, imge, mekân ve tanıklık konularının ele alındığı bir panelle tamamlandı.

Sven Johne, Tarabya’daki konaklaması sırasında son hâlini verdiği yeni videosu Alina’dan kesitler gösterdi. Video, ekim ayında Frankfurt am Main’da ilk kez izleyiciyle buluşacak.

Etkinliğin kapanışında Volkan T error, İstanbul’un Aksaray semtinin geçmişi ve bugünü ile kendi aile tarihini ele alan görsel-işitsel bir seri olan The Reconstruction Tapes’ten bir bölümü canlı olarak sundu. 1990’ların mixtape kültüründen ilham alan çalışma, röportajları ve alan kayıtlarını beat’ler, loop’lar, şiir ve elektroakustik unsurlarla bir araya getiriyor.

Open Studios böylece yalnızca güncel konuk sanatçıların farklı sanatsal pratiklerini görünür kılmakla kalmadı; aynı zamanda sanatçıların rezidansları sırasında yürüttükleri araştırmaların Türkiye’deki mekânlar, hikâyeler ve toplumsal meselelerle farklı şekillerde nasıl ilişkilendiğini de ortaya koydu.

Devamını oku Daha az